Saatımız kaç
Hakkımda
|
| Salat ve Selam,Efendimiz Muhammed Mustafa (S.A.V) in ve Bütün Peygamberlerin,Eshabı nın,Hz.Adem'den bu güne kadar yaşamış olan ve yaşamakta bulunan,Başta Salihler olmak üzere,bütün Mü'minlerin üzerine olsun..Kainattaki zerrelerin Rabbimizi tesbih edişlerinin adedince.AMİNN..
Bütün Dünya Benim olsa Gamım Bitmez Nedendir Bu...
Taaa Ezelden Beri Gam Turabla Yoğrulmuş Bedendir Bu...
Gelen Gider Giden Gelmez iki Kapılı Handır Bu...
Sakın insafı Terk etme Makamı imtihandır Bu..(Y.S.S.HAN)..
|
Kategorilerim
|
|
|
Dost Siteler
|
|
|
Bannerim
|
|
Bağlantılarım
|
|
|
Cimcimem
|
|
Sağlıkta Bunları Biliyormuydunuz?
• Yemeğe tuz ile başlanırsa beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşturduğunu ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlediğini… • Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…
• Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…
• Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu..
• Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…
• Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini..
• Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini…
• Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodilatasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini…
• Bütün bunların, yaklaşık 1500 sene evvel Peygamberimiz (sav) in yaptığı ve ümmeti için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu... biliyormuyudunuz.. |
Tarih: 00:56, 29/9/2009 Kategori: Yemek Adablari_ |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Sofrada hatırla, düşün ve şükret!
Gerçekten de bizim temel kültürümüzün içinde özel ve güzel bir sofra
kültürümüz vardır.
Bu kültür unutulmamalı, hatta yemek yiyip su içtiğimiz müddetçe bu kültür hayatımızda yaşamalı, yokmuş gibi bir ihmal ve ilgisizliğe de maruz kalmamalıdır...
Böyle bir anlayış içinde baktığımızda görüyoruz ki, insanın yiyecek kadar iştiha duyması, bu iştihasını karşılayacak kadar da sofrasında nimet bulması her şeyden önce "Allah’ın" büyük bir lütuf ve ikramıdır.
Çünkü yiyeceği var, ama iştihası yok. İştihası var, fakat bu defa da
yiyeceği yok nice kimseler vardır bu âlemde.
Öyle ise inanmış insanlar sofraya her oturuşta bu lütfu hatırlamalı, bu nimeti düşünmelidir. Yani yemek boyunca “zikir, fikir ve şükür” içinde olmalıdır. Sofrada böylesine bir zikir, fikir ve şükür içinde olunabilir mi? Alimlerimiz olunabileceğini şöyle anlatıyorlar. Diyorlar ki: -Yemeğe “Bismillah” diyerek başlamak zikirdir. Bu iştihayı verip, bu yiyeceği nasip eden Yaratan’ı düşünmek ‘fikir’ dir. Yemek sonunda “Elhamdülillah” diyerek kalkmak ise şükürdür.
Sofraya böyle zikirle başlayan, fikirle devam eden, şükürle de kalkan kimse, sofra kültürünü yaşayan ve de yaşatan kimsedir.
Böyle kimseler sofrasında bereket, kalbinde de hep mutluluk ve huzur hissederler...
Alimlerimiz sofra kültürümüzü anlatırken bazı sünnet ölçülerine de
dikkat çekiyor ve diyorlar ki:
-Sofraya zikirle oturup,
fikirle devam ederken şükürle kalkan kimseye layık olan, midesini aşırı yemekle doldurmamak, tıka basa yememek... İhtiyaçtan fazla yemeye alışmak hem sünnete aykırı hem de sıhhate...
Hem tıp hem de dini ilimlerde ihtisas yapmış bir alime sormuşlar:
-Kur’an-ı Kerim’de insan sağlığı ile ilgili bir ayet buldunuz mu? diye. Şöyle cevap vermiş:
-Kur’an-ı Kerim’de insan sağlığı ile ilgili çok ayet vardır. En başta geleni ise şu ayettir:
-Yiyiniz, içiniz ama çok yiyerek israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez!..
Alim şöyle devam etmiş sözlerine:
-Anlaşılıyor ki, helalinden yiyip içmek serbesttir. Ama çok yemek serbest değil, en azından mekruhtur!.. Çünkü çok yemekte israf vardır. Allah ise israf edenleri sevmez!..
Nitekim bu ayeti tefsir eden en eski tıp adamı meşhur İbn-i Sina da şu açıklamayı yapmıştır:
-Yediğinizde israf yapmayın, az yiyin. Yemekten sonra dört-beş saat bekleyin. Üst üste yiyip de mideyi yormayın!.. Şifa hazımdadır.
Aslında yemek konusunda en nihai ölçüyü Efendimiz (sas) Hazretleri vermiştir:
-Midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, kalan üçte birini de rahat nefes almaya ayırın!..
İşte size sünnete uygun şekilde sofraya oturma ve sofradan kalkma kültürümüz...
Yani sofraya iştiha ile oturmalı, yine iştiha varken kalkmalı, midede suya, nefes almaya her zaman yer bırakmalıdır.
Sahabeden Semüre bin Cündeb’in oğlu yemekten sonra kusmuştu. Çok yedikten sonra kusmayı hayra alamet saymayan baba Semüre şöyle dedi:
-Şayet bu kusmadan dolayı ölmüş olsaydın, cenaze namazını kılmakta tereddüt ederdim!..
Demek ki, çok yemekten dolayı ölen insanı, namazı kılınamayacak derecede günahkar kimse gibi görüyordu sahabeler.
Hazreti Ömer Efendimiz (ra)’in ikazı da düşündürücüdür. Şöyle diyordu meşhur sözünde:
-Nefsin arzu ettiği her şeyi yemek israftandır. Allah ise israf edenleri sevmez!..
Şunu da ilave ediyordu sözüne:
-Unutmayınız ki yediğiniz helal ise hesabı, haramsa azabı vardır!.. Demek ki insan, iradesine sahip olmalı, aklına gelen her şeyi alıp yeme alışkanlığı gibi bir irade zaafına düşmemeli, hem sıhhatini, hem parasını, hem de sofra kültürünü korumasını bilmelidir!..
Helal kazanç kolay harcanmaz
Helal kazanç kolayca harcanamaz, birtakım gereksiz şeyler ihtiyaç olarak görülüp de müsrifçe para kullanma sorumsuzluğuna yönelinemez. Bilhassa böyle günlerde. Çünkü helal kazanç çok zor elde ediliyor. Asla kolayca ele geçirilemiyor. Elbette zor elde edilen şeyler zor harcanacak, elden çıkarılırken defalarca düşünülüp tartılarak sarf edilecektir.
Bu sebeple, hayatlarını helal rızıkla tamamlamak hedefinde olanlar, haram lokma yemekten, yılandan, akrepten korkar gibi korkanlar, israftan da korkacaklar, ihtiyaç olmayan gereksiz şeyleri ihtiyaç gibi görerek lüzumsuz şeylere para sarf etmekten çekineceklerdir.
Bu çok makul ve meşru bir titizliktir. Cimrilik sanılmamalıdır.
Hatta, yemeklerde bile şöyle bir düşünüp taşınma gereği duyarak, görenek belasıyla alışılan yemek çeşitlerinden de bir ölçüde kaçınacak, sünnet olan, en az çeşitte karar kılmaya gayret göstereceklerdir.
Yemeklerinde hep bol çeşide alışan, bu yüzden kazancından da hep şikâyette bulunan bir obur adama, Geylani Hazretleri şöyle ikazda bulunmuştur:
Sizi çok yemek öldürdü, bizi de az yemek diriltti!
Evet, israflı sofralarda midesini tıka basa dolduran kimsede manevi konulara karşı bir ölü ilgisizlik ve duyarsızlığı başlar. Onun bütün meselesi bitmek bilmeyen israflı ihtiyaçlarıdır. Bunu da helal kazançla temin edemediğinden felsefe değişir, malum şu tekerleme de gelişir:
Ver Allah’ım ver, kulun haram helal demez yer!
Böyle bir sonuç, sünnetten uzaklaşıp israfa dalmakla, ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaç sanıp bol harcamakla meydana gelir. Bilmem yanılıyor muyum? İsterseniz bir de siz deneyin israfsız iktisatlı hayatı...
* Mevlana’dan öğütler
Ekmeğin zevkini, ancak aç kimse bilir; tok olan, o zevki, hiç bilmez! Ekmekçi dükkanındaki ekmeklerden dükkanın ne haberi vardır?
Ekmekçi aç olsaydı, ekmeği hiç satmazdı; seher rüzgârı gülün kıymetini bilseydi, onu saçıp dökmezdi! ***
ahmet şahin
|
Tarih: 08:16, 1/5/2008 Kategori: Yemek Adablari_ |
Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Oturarak su içmenin önemi.
Oturarak su içmenin fazileti..
768. İbni Abbas radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e zemzem verdim. Onu ayakta içti.[1]
769. Nezzâl İbni Sebre radıyallahu anh şöyle dedi:
Ali radıyallahu anh Bâbü’r–rahbe’ye geldi ve ayakta su içti. Sonra da:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in benim içtiğimi gördüğünüz gibi su içtiğini gördüm, dedi.[2]
770. İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Biz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zamanında, yürürken bir şey yer, ayakta iken de su içerdik.[3]
771. Amr İbni Şuayb’ın babasından onun da dedesinden rivayet ettiğine göre, dedesi (Abdullah İbni Amr İbni Âs) şöyle dedi:
Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayaktayken de otururken de su içtiğini gördüm.[4]
772. Enes radıyallahu anh’ın rivayetine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bir kimsenin ayakta su içmesini yasaklamıştır.
Râvi Katâde şöyle dedi:
– Biz Enes’e, ya ayakta yemek nasıldır? diye sorduk. Enes:
– Ayakta yemek daha beter (veya kötüdür), dedi.[5]
Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem “Ayakta su içmeyi yasaklamıştır” ifadesi, Müslim’in bir başka rivayetinde “Ayakta su içmekten men etmiştir” (zecere) şeklinde geçmektedir.[6]
773. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Hiçbiriniz ayakta su içmesin. Unutarak içen de kussun!”[7
* Ayakta su içmenin caiz oluşuna dair rivayet edilen hadisler yasaklayan hadislerden daha çoktur. İmam-ı Buhari ayakta su içmenin bir sakıncası olmadığı kanaatine varmıştır.[8]
Müslümanlara su ve benzeri şeylerin alışkanlık haline getirmemek şartıyla ayakta içilebileceğini fakat oturarak içmenin daha uygun olacağı öğretilmek istenmiştir. “Ayakta su içen kussun” sözü kesin bir emir olmayıp haramı gerektirecek şekilde bir sakındırma değildir, demişler hadisleri nakleden alimlerimiz. Sonuç olarak çarşıda pazarda, otogar ve terminallerde, hava meydanlarında ve benzeri dünyanın değişik yerlerinde oturacak yer bulamayanlar ayakta da su ve meşrubatlarını içebilirler. Ama oturarak içmenin sağlığa daha elverişli olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır. [9]
[1] Buhârî, Hac 76, Eşribe 76; Müslim, Eşribe 117–119. Ayrıca bk. Nesâî, Menâsik 166; İbni Mâce, Eşribe 21.
[2] Buhârî, Eşribe 16.
[3] Tirmizî, Eşribe 12. Ayrıca bk. İbni Mâce, Et`ime 25.
[4] Tirmizî, Eşribe 12. Ayrıca bk. Nesâî, Sehv 100.
[5] Müslim, Eşribe 113. Ayrıca bk. Tirmizî Eşribe 11.
[6] Müslim, Eşribe 112, 114.
[7] Müslim, Eşribe 116.
[8] Tecrid tercümesi 12/55.
[9] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 247.
|
Tarih: 20:13, 29/3/2008 Kategori: Yemek Adablari_ |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Su icmenin sunnetleri:
Su icmenin sunnetleri:
1- Suyu hizli degil, yavas icmek
Hazret-i Ali (ra) bildirmistir: Peygamber Efendimiz (asm): "Su ictiginizde emerek (yudum yudum) icin, agziniza dokercesine icmeyin" buyurmustur.
2- Suyu bir defada degil, iki veya uc defada icmek ve icerken icine nefes vermemek.
Ebu Katade (ra) bildirmistir: Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) buyurdu ki: "Sizden biriniz su ictiginde su kabina uflemesin." (Solunum sistemindeki bakteri ve mikroplarin sindirim sistemine karismamasi icin)
Ebu Said (ra) anlatmistir: Resulullah Efendimiz (asm) buyurdu ki: "Su bardagini agzindan uzaklastir, sonra nefes al."
3- Suyu mumkunse oturarak icmek, mumkun degilse ayakta icmek
Ebu Said el-Hudri, Resulullah'in (asm) suyu ayakta dikilerek icmeyi yasakladigini bildirmistir. Fakat Hazret-i Ali'den (ra) gelen bir rivayet de soyledir:
Hazret-i Ali (ra) Kufe mescidinin kapisinda ayakta su icti ve soyle dedi: "Bazi kimseler birisinin ayakta su ictigini fena gorurler. Halbuki ben Peygamber Efendimiz'in (asm) benim ictigimi gordugunuz gibi su ictigini gordum."
4- Suyu sag eliyle icmek.
Ibn-i Omer (ra) bildirmistir: Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) buyurdu ki: "Biriniz yemek yedigi zaman sag eli ile yesin. Ictigi zaman da sag eliyle icsin. Cunku seytan sol eli ile yer, sol eli ile icer."
5- Suyu icerken "Bismillahirrahmanirrahim" demek. Ictikten sonra Allah'a hamd etmek, yani "Elhamdulillah" demek.
Ebu Hureyre (ra) uzunca bir hadisin sonunda bildirmistir: "Resulullah (asm) sut kadehini aldi, Besmele cekti, icti ve Allah'a hamd etti."
Omer ibn-i Seleme (ra) bildirmistir: Ben Resulullah'in (asm) terbiyesinde bulunuyordum. Yemek yerken elim yemek kabinin her tarafinda dolasirdi. Resulullah (asm) bana: "Cocugum! Allah'in adini an. Sag elinle ye ve sana yakin olan taraftan ye" buyurdu.
6- Suyu aile icinde de olsa ikram etmek Irbad bin Sariye (ra) bildirmistir: Allah Resulu (asm) soyle buyurdu: "Erkek hanimina su dahi icirse ondan sevap kazanir.".
Aile ve arkadas ortaminda eger herkes susamis ise, uygun olan once baskalarina suyu ikram etmektir.
|
Tarih: 16:06, 29/3/2008 Kategori: Yemek Adablari_ |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Peygamberimiz'in mutfagini taniyor musunuz?
Peygamberimiz'in mutfagini taniyor musunuz? Maddi-manevi sahip oldugumuz butun guzellikleri vesile noktasinda kendisine borclu oldugumuz Insanligin Iftihar Tablosu'nun hayatini bilip yasamak bizim en temel gorevlerimizdendir. Sunnet olarak tabir edilen O'nun hayat-i seniyyeleri ister Nebevi ister beseri butun ayrintilariyla bilinmeli ve tatbik edilmelidir.
Sunnet; "Efendimiz'den soz, fiil ve takrir olarak sâdir olan her sey" diye târif edilir. Evet, Allah Resûlu'nun ne yiyip, ne ictigi dahi O'nun ummeti olmamizdan dolayi bizim icin onemli seyler ifade eder.
Hurmanin, Allah Resûlu'nun hayatinda onemli bir yeri vardi ve sanki temel ihtiyac maddeleri siralamasinda ilk yeri o almisti. Bir gun Hazreti Aise'ye hitâben "Yâ Aise! Bir evde hurma yoksa o evdekiler ac demektir" diye buyurmustu. Kendilerinin evinde de bazi zamanlar hurmadan baska bir sey bulunmazdi. Hazreti Aise'nin beyaniyla "Bir ay boyunca evimizde ocak tutmezdi." Kendisine "Ne yerdiniz?" diye sorulunca da "Sadece hurma ve su." derdi. Yine
Hazreti Aise'den gelen baska bir rivâyette, "Hilal bir defa gorunur, bir defa daha gorunur yine ocakta bir sey pismezdi." ifadesi de vardir. Efendimiz'in kendi elleriyle diktigi, halk arasinda Medine hurmasi olarak da bilinen Acve hurmasinin da bircok faydasi vardir.
Hazreti Sa'd bin Ebi Vakkas'in rivâyet ettigi bir hadiste, "Bir kimse her gun sabahlari ac karnina yedi tane Acve hurmasindan yerse, o gun icinde o kimseye ne zehir, ne sihir zarar verir." buyurulmaktadir.
Baska bir hadiste Efendimiz, "Acve hurmasi, cennettendir ve zehire sifadir." diye buyurur. Cok ilginctir, Hazreti Abdullah bin Cafer'den gelen bir rivâyette Efendimiz'in taze hurma ile acur yedigi ifade edilir. Sebebini de Allah Resûlu, "Karsilikli olarak birbirlerinin hararetini alirlar." diye aciklar. Katik denilince, ekmekle beraber yenebilecek herhangi bir sey aklimiza gelir. Efendimiz'in beyaniyla "Katigin efendisi tuzdur." Baska bir hadiste, "Sirke ne iyi katik!" diye buyurarak yemekte ekmekle beraber yenecek en guzel seylerden birinin de sirke oldugu zikredilir.
Bir gun, Hazreti Cabir'in evine konuk oluyor. Hazreti Cabir, sirkeden baska ekmegin yaninda bir sey olmadigini soyleyince Efendimiz, sirkenin cok iyi bir katik oldugunu beyan buyuruyor. Hazreti Cabir, "Allah Resûlu'nden bunu duydugumdan beri sirkeyi ben de seviyorum." diyor.
Ayni hadisi Hazreti Cabir'den nakleden Ebu Sufyan Hazretleri de, "Ben de bu hadisi Cabir'den duydugumdan beri sirkeyi seviyorum." diyor. Efendimiz, ayrica zeytinyagi yemegi tavsiye eder ve onun mubarek bir agactan ciktigini soylerdi. Efendimiz, eti, "Dunya ve cennet ehlinin yemeklerinin efendisi." diye tarif ederdi. Yine O'nun beyanlari icinde, "Etin en guzeli (hayvanin) sirt etidir". Efendimiz, et yerken mubarek disleri ile kopararak yerdi. Hayvanin on butlari cok hosuna giderdi ve fitrat-i nezîhânesinden olsa gerek arka kismini yemezdi. "Kadid" denilen guneste kurutulmus et ve "serid" denilen ekmek-et karisimi sulu bir tur yemek ki bugun tirit olarak da bilinir, Efendimiz'in yedigi et yemekleri arasindaydi. Ayrica Efendimiz'in tavuk eti yedigi de bilinmektedir.
Kabagin, Allah Resûlu'nun lezzet listesinde cok ayri bir yeri vardi. Hazreti Enes, Efendimiz'in kabagi cok sevdigini soyler; oyle ki yemek geldiginde yemekteki kabaklari Efendimiz'in onune topladigini ifade eder.
Baska bir hadiste de, Efendimiz'in bizzat kendisinin yemekteki kabaklari sectigi ifade edilir ve buradan da bunun bal kabagi degil de normal yemek kabagi oldugu anlasilir. Her insan kabak sevmeyebilir, fakat seklî, sûrî dahi olsa ona karsi alâka duymak gerekir. Kabagin cennette ayri bir karsiligi olabilir ve orada farkli bir sekilde sunulabilir. Meyveler arasinda da nari severdi Efendiler Efendisi.
Ibn Abbas Hazretleri'nden gelen bir hadiste Efendimiz'in, Arafat'ta kendisine ikram edilen narla iftarini yaptigi belirtilir. Baska bir hadiste, Efendimiz, "Nar yiyin, o mideyi temizler, rahatlatir." diye buyurur.
Efendimiz'in yenmesini tavsiye ettigi meyvelerden biri de ayvadir. Hazreti Talha naklediyor; "Elinde ayva vardi. Bana: "Ey Talha! Sunu al! Cunku bu, kalbe rahatlik verir." diye buyurdular". Allah Resûlu, tatli olarak bali ve helvayi sever, icecek olarak da soguk serbeti tercih ederdi.
Efendimiz, bazi yiyeceklerin bazi zamanlar yenmesini kerih gormustur ki sogan, sarimsak ve pirasa bunlardandir. "Bu yiyeceklerden birisini yiyen mescidimize yaklasmasin." diye buyurmus ve kendisine ikram edildiginde de, "Ben sizin gorusmediklerinizle gorusuyorum." demistir. Baska bir rivâyette de, "Ben arkadasima (melege) ezâ vermek istemem." ilâvesi vardir.
Bu hadislerden anlasiliyor ki Efendimiz, ruhânilerle beraber oldugu icin sarimsak, sogan gibi yiyeceklerden uzak durmus; fakat illet olarak sadece bunu gostermek yeterli olmayabilir. Cunku O, imamdi, devlet baskaniydi, komutandi yani her zaman halkla ic iceydi. "Mescidimize yaklasmasin" ifadesindeki sir da bu olsa gerek. Bu tur yiyecekler mumkunse toplum icine cikilmayacak zamanlarda yenilmeli, agiz ve disler guzelce temizlenmelidir. Biz, sogani bircok yemekte kullaniyoruz, acaba burada kastedilen cig sogan miydi? Evet, baska hadislerde de "sogan yemeyin" ibâresinden sonra Efendimiz'in "yani cig sogan" dedigi belirtilir. Ayrica Hazreti Aise de, "Allah Resûlu'nun en son yedigi yemekte sogan vardi." diyerek konuya aciklik getirmistir. Nebiler Sultani, sadece ibadet hayatini degil, butun bir hayati tâlim icin gonderilmisti. Bu nedenle O'nun âdab kabîlinden olan yemek, icmek, uyumak gibi fiilleri de bu tâlim sahasina girmektedir. Bu konularda Efendimiz'e muhalefet edip, uymayanlar gunah kazanmaz; ama buyuk bir sevaptan mahrum kalacaklarinda da suphe yoktur. Bidatlarin ve hurâfelerin her tarafi sardigi su gunumuzde O'nun sunnetine ittibâ hadisin ifadesiyle "yuz sehit sevabi" kazanmaya vesile olur.
|
Tarih: 22:44, 23/3/2008 Kategori: Yemek Adablari_ |
Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
YEMEK YEME ADABI
YEMEK YEME ADABI
MEVLAMIZ ayeti kerimesinde buyuruyorki
külü veşrabu vela tüsrifu innehu la yuhıbbul müsrifin Mağnası-yiyiniz içiniz israf etmeyiniz muhakkak ki allah israf edenleri sevmez
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Ey iman edenler Allah'ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın. Doğrusu Allah, aşırı gidenleri sevmez. Allah'ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah'dan sakının.
Tirmizi
01. Sofra hazırlanırken yardımcı olmak. 02. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak. 03. Büyükleri sofraya oturmadan sofraya oturmamak. 04. Besmele çekip, Allah'a vermiş olduğu nimetler için şükür etmek. 05. Yemeğe önce yaşça veya mevkice büyük olan kişinin başlaması uygundur 06. Sağ eliyle yemek. 07. Lokmayı ağza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak. 08. Lokmayı yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamak. 09. Önündeki yemeği soğutmak için, yemeğin içine üflememek. 10. Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek harekette bulunmamak ve söylememek. 11. Ağızda yemek varken konuşmamak, gülmemek. 12. Başkasının lokmasına ve yediğine bakmamak. 13. Elini yemek kabına silkmemek ve lokmayı ağzına götürürken başını tabağa doğru uzatmamak. 14. Yemek seçmemeye özen göstermek. 15. Yemeği aynı kaptan yeyip, tabağın ortasından değil, kendi önünden yemek. 16. Lokmasını ve aldığı yemeği bitirmek. 17. Tabaklarda artık, sofrada kırıntı bırakmamak. 18. Toplu yemek yenirken herkes yeyip bitirmedikçe sofradan kalkmamak. 19. Yemek bitince "Elhamdülillah" demek. 20. Yemeği yapana teşekkür etmek. 21. Sofra kaldırırken yardımcı olmak. 22. Yemek sonrası elleri yıkamak, dişleri fırçalamak. 23. Sokaklarda yemek yememek ve içmemek. 24. Gezinerek yemek yememek. 25. Helalinden, temiz yemek ve Allah'a şükretmek. 26. Acıkmadan yemek yememek.
Bir hadis-i şerifte: "Sizden biriniz yiyeceği zaman sağ eli ile yesin, içeceği zaman da sağ eli ile içsin. Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer." buyurulmuştur.
|
Tarih: 13:51, 15/1/2008 Kategori: Yemek Adablari_ |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Hz.Peygamber SallAllahu Aleyhi Vesellem'in Yeme-İçme'dek
Hz.Peygamber SallAllahu Aleyhi Vesellem'in Yeme-İçme'deki günlük sünnetleri:
Her hayrın başı Besmeledir ! Her hayırlı işe Bismillahirrahmanirrahim ile başlanır. Sonunda da Elhamdülillah denir. Sevgili Peygamberimiz: "Bir işe besmele ile başlanılmaz sonunda da Elhamdülillah denmezse o işte hayır olmaz"buyurmuştur.
Çünkü "besmele "çekerek kul ile Allah arasındaki gerçek alâka kurulmuş olur.
-Sofrada yeşillik bulundurmak.(Zadül Mead)
-Sirkeye arpa ekmeği banıp yemek.
-Hurma yemek.(Buhari)
-Acur yemek.(Zadül Mead)
-Kabak yemeği yemek.(Zadül Mead)
-Yemekten önce meyve yemek.
-Yemeğin arasında su içmek.Suyu içmeden önce "Besmele" çekmek. Nefes almak için bardağı ağzımızdan uzaklaştırmak ve hamd etmek.Sonra yine "Besmele" ile ikinci yudum içmek.
Bu işlemi 3 defa tekrar etmek.(S.Müslim)
-Bereketi zahir olmuş bir taamdan yemek ve ondan büyüklere ve değerli kişilere göndermek.(Buhari)
-Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak ve kurulamamak.(Buhari) -Resulullah SallAllahu Aleyhi Wesellem sofrada bağdaş kurup gereği gibi yerleşip çökererek yemek yemezdi. O hemen bir iki lokma yeyip,kalkacak vaziyette çömelirdi. -Sağ elle kendimize yakın olan taraftan yemek.(Buhari)
*Tahta bardaktan su içmek.(S.Buhari)
*Suyu güğümden ya da testiden bardağa koyup içmek.(S.Buhari)
*Süte su karıştırarak içmek.(S.Buhari) *Eve gelen yiyeceğin nereden ve hangi kazançtan geldiğini sormak.(Zadûl Mead) *Etin kemiğini sıyırmak.(S.Müslim)
*Su dağıtanın en son içmesi.(S.Müslim) *Yemek tabağını iyice sıyırmak.(S.Müslim) *Yeni çıkan turfanda meyveyi fakirlere ve çocuklara dağıtmak.(Muvatta,Medine2,c.2,s.220)
*Meyveleri sağ elle yiyip çekirdeğini sol elle çıkarmak. *Sofraya konan aynı çeşit meyveden istediğini almak.(S.Müslim)
*Sol elle yiyenin elini tutarak mani olmak.(S.Müslim
|
Tarih: 19:26, 13/1/2008 Kategori: Yemek Adablari_ |
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Yemek Hakkındaki Birtakım Dinî ve Tıbbî Edepler..
|
Sevgili arkadaşlar malumunuz çoğu blogcu kardeşlerimiz bende dahil bloğlarımızda Yemek tariflerine yer veriyoruz ..
Fakat bu yemek içme işininde Mağnevi boyutu olan ADAB ve ERKANLARI var..
İşte bu noktada Dinimiz, Sevgili RASULUMUZ S.A.V ve ALLAH dostları bizlere nasıl örnek olmuşlar ,nasıl yaşamışlar ve davranmışlar bizlere tavsiyleri varmı varsa nelerdir?...
bundan böyle nasip olursa ben bloğumda zaman zamanda olsa bu güzel nasihatlerede yer vermek istiyorum ,bulabildiğim kadarıyla bu güzel bilgileri
sizlerle paylaşmak istiyorum RABBİM tesirini halk buyursun
Yemek Hakkındaki Birtakım Dinî ve Tıbbî Edepler
Hz. Ali (r.a) şöyle demiştir: 'Yemeğine tuzla başlayan bir kimseden Teâlâ yetmiş çeşit hastalığı uzaklaştırır'.
Kim günde yedi hurma yerse, o hurmalar, onun içinde bulunan bütün tenyeleri öldürür.
Hergün yirmibir kırmızı kuru üzüm yiyen bir kimsenin bedeninde şikâyet edecek bir hastalığı kalmaz.
Et, eti bitirir. Yahni (veya et suyu) arapların yemeğidir. Biskarcat (et ve tavuk çorbası) şişmanlatır ve kalçaları sarkıtır. Sığırın eti hastalık, sütü şifa ve yağı devadır.
İçyağ ve benzeri şeyler hastalıkların kökünü kazır.
Lohusalı kadın, yaş hurmadan gördüğü şifayı başka bir şeyden görmez.
Balık, bedeni eritir. (Yani kaba ve lüzumsuz etleri eritir ve insanı zindeleştirir).
Kur'an okumak ve misvak kullanmak balgamı söker.
Uzun yaşamak isteyen bir kimse, kahvaltısını erken yapsın, akşam yemeğini (tekrarlasın) ve pabuç giysin.
Halk yağ kullanmaktan daha verimli bir tedavi usulü bulamamıştır. |
| |
Tarih: 19:14, 13/1/2008 Kategori: Yemek Adablari_ |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|

|