...Yiyiniz,İçiniz,İsraf Etmeyiniz,Çünkü ALLAH (c.c) İsraf edenleri SEVMEZ...

HAK YOLCUSU...

Ana Sayfa Profilim Arşiv Blog İşleri




Saatımız kaç



Hakkımda

Salat ve Selam,Efendimiz Muhammed Mustafa (S.A.V) in ve Bütün Peygamberlerin,Eshabı nın,Hz.Adem'den bu güne kadar yaşamış olan ve yaşamakta bulunan,Başta Salihler olmak üzere,bütün Mü'minlerin üzerine olsun..Kainattaki zerrelerin Rabbimizi tesbih edişlerinin adedince.AMİNN..
Bütün Dünya Benim olsa Gamım Bitmez Nedendir Bu... Taaa Ezelden Beri Gam Turabla Yoğrulmuş Bedendir Bu... Gelen Gider Giden Gelmez iki Kapılı Handır Bu... Sakın insafı Terk etme Makamı imtihandır Bu..(Y.S.S.HAN)..


Kategorilerim



Yazılarım

ikindi çayı sofrası..
Makarna Salatası
Hayırlı Bayramlar..
Gül Börek
Sandaviç Poğaça
Kakoolu Yaş Pasta..
Mantar Kurabiye.
LorluTepsi Böreği.
Eşlerin Birbirinin Kıymetini Bilmeleri
Evliliğin düşmanları


Arkadaşlarım

sumeyye1
blogcuabla
malihaber
vaktivisal
vird
cennetkokusu
1incitanem
ruzun
illedeyemek
sevgialemi
pitircik1984
yermisinyemezmisin
nasibim
annemmutfaktatv
kardelensiz
yasemenlesiniz
hayattasarimi
kadifece
sevgipinari01
yuksektopuklar
busecegunler
hayalimdekiblog
begonviller
2563
yemekyapmali
rufeydem
ssonmektup
allahinadiyla


Dost Siteler

* Bau011flantu0131 bau015flu0131u011fu0131


Ziyaretçilerim





Bannerim




Bağlantılarım



Cimcimem






widgets
Ödüllü BloglarYarisiyor.Com Kampanyasina Katılmak Ücretsiz, Haydi Durma!!!



Rabbim Dünyada Utandim Ahirette Utandirma...

Utanıyorum...
Ondört asır önce çekilen eziyetleri hatırlayıp,
 çekilenleri bilince..
..Saçma sapan sebepleri sorunmuş gibi büyüttüğüme..
O dostlarının çektikleri onca çileye ve yılmadıklarını düşününce..
Utanıyorum yıldığım o günlere..
Sebepsiz üzüldüğüm “çare”li çaresizliklerime..
İmkansız sandığım her bir şeyi önüme sunulmuş görünce..
Utanıyorum, kimsem yokmuş gibi yakındığım günlere..
Annem babam olduğu halde hemde..
Oysa Sultanlar Sultanının (s.a.v.) ne annesi oldu ne babası..
Bunun için eziğim ki öyle..
İmkanım ve zamanım olduğu halde değerlendiremediğim günlere..
Cahiliye dönemini yaşamışız diye..
Utanıyorum, uykumu ibâdetime tercih ettiğim gecelere..
Rabbe en yakın vakit gecedir, bunu bile bile hemde..
Duanın red olunmadığı, o eşsiz gece vakitlerinde,
Alnımı seccademde yeterince tutamadım diye..
Elimi dua için açamadığım gün ve gecelere..
Utanıyorum, Rabbimin ve Resûlünün (s.a.v.) adını yeterince anamadım diye..
Yemek yerken, aç kalanları hatırlıyamadığım günlere..
Bir kaç hurma ile doyan Resûl-i Ekrem’i ve Ashabını bilince..
Sıkıntıyı dert ettiğim “sıkıntısız” hâlime..
”Sıkıntı nedir, bilmedik ki..” gerçeğini bilince hemde..
Şükretmeyi unuttuğum anlara, acziyetime..
Her şeye utanıyorum işte..
Kusursuz ni’metlerle yaşadığımız için şükredeceğimize,
Ni’metleri görmeyen körlerden oldum diye..
Utanıyorum, her yeni bir kıyafet aldığımda,
Senelerce aynı kıyafetiyle dolaşanları göremedim diye..
Utanıyorum aynaya her bakışımda..
Kusursuz yaratıldığımızı farkedemiyoruz diye..
Utanıyorum, bilmediklerimi şimdi bilmeye,
Görmediklerimi şimdi görmeye..
Çok utanıyorum RABBİM.!
Senden bir şey istemeye..
Derim hep, “istemek” benden, vermek “isteme hissini verenden” diye..
Şimdiye kadarki hiçbir isteğimi bu kadar eziklikle istemedim..
Rabbim, dünyada utandım, Ahirette utandırma..
Huzurunda utandırma...
Yine de utanıyorum isterken..
”Ben lâyık mıyım diye..
İlâhi, Sen içleri en iyi bilensin..
Affet, merhamet et..
Azabından koru..Aminnn

Tarih: 01:17, 8/5/2008 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

Zor Zamanda Sevdalanmak

“İslam garip başladı, garip haline geri dönecektir..
Öyle bir zaman gelecek ki İslam’ı yaşamak,
imanı muhafaza edebilmek, avuçta kor tutmaya eşdeğer olacaktır..
Onu yaşayanlar, asırlarında gariplerdir..
O Hakk erlerine, O gariplere müjdeler olsun!..”



Kolay değil şu câzibedar fitne asrında,
Nefse geniş, gönüllere dar şu zamanda sevdalanmak..

Yani; O’nun boyasına boyanmak.. Aşk eri olmak..

BİN güzelden yüz çevirip,
BİR güzele, EN GÜZEL’ e yâr olmak..
Hiç kolay değil..

Ve:

 Kurak topraklarda gül yetiştirmeye talip olmak..
Çöllerde vâhaların, bin çiçekli bahçelerin heveslisi olmak..

Ve:
Kanınla suladığın, ihtimamla yetiştirdiğin çiçeklerin hoyratça tarumâr edilişine sessiz kalmak, kalabilmek..

Ve:
Zulme şahidler olmak..
Zor.. Çok zor..

Yüreğinin bin kez “hayır!” dediği önünde saygıya durmak ve bin kez “evet” lediğine tam yâr olamamak...

Benliğini alıp ta ayaklar altına, kanın çekilircesine, sanki ölürcesine –Ve aslında dirilircesine- “LA!” diye haykırmak..
Hiç kolay değil..

Ve; yılmamak..
Yeniden.. Yeniden ebed bahçelerine talip olmak..
Yeniden tohum saçmak..
“Her dem yeniden doğarız// Canlar ölesi değil..”
Şevkle her başa dönüşü, hedefe bir yaklaşma bilmek..
Çok zor..

Bin kez kovulduğun kapılara,
Hakk adına yine varmak tebessümle..
“Öz yurdunda garip, öz vatanında parya” olmak..
Gurbet içre gurbetleri yaşamak dâim;
Evinde, okulunda, işinde, sokaklarda...
Ve hatta aynı safta omuz verdiklerinle..

Atılmak, ezilmek hep.. Aşağılanmak..
Gözyaşından bir yolda yürümek dâim..
Hep hüzün bestelemek..

Ve yine de, inadına sevda türküleri söylemek..
İnadına sebat etmek, dimdik ayakta kalmak..
Hiç kolay değil..

Her gün yüreğine bin put asanlara “LA!” demek..
Ve; her gece kafanda, yüreğinde bir bir kırmak onları..
Her an, her an şeytan taşlamak..
Nefsinin her meylettiği karşısında ellerini hatta tüm bedenini yakmak O’nun adına..

Yani:
Sana her gün sunulan bin süslü günahlara hayır demek..
Yani: Elest Bezmi’ndeki sözünün eri olmak..
Yani: Ateşler ortasında yanmamak..
Yani: “Belâ” demek her ânında..
Yani: O’na, yalnız O’na sevdalanmak....

Ve:
Emaneti O’ndan aldığın sâfiyetiyle yine O’na teslim etmek..
Nefsin hiç istemedikleriyle kuşatılana meyilden öte,
O Didâr’a talip olmak...
Ve; Emanetin karşılığı “olanı” hiç düşünmeden,
Sırf O râzı olsun diye,
Sadece O sevsin diye,
Yalnızca O’nu üzmemek için,
“İlla” demek.. “İlla O” demek...
Zor.. Çok zor..

Evet, zordur bu dar zamanlarda sevdalanmak..

Yüreğinde hicret türküleriyle hep Medine’yi özlerken..
Tüm bedenin, sanki demir taraklarla taranıyormuşcasına ızdırapla inlerken sabretmek.. Sebat etmek..
Zor.. Çok zor..

Ama:
Müslüman zora talip olandır..
O bilir ki; “En üstündür.. Çünkü inanmıştır..”Bilir ki; İman en büyük iddiadır..
Ve büyük iddialar, büyük ispatlar ister..
Bilir ki; İsbatlaması gerek yüreğini koyduğunu..
Değilse; kupkuru bir iddiadır tüm davası..
Ucuz değildir “müslümanım” demek..

Bilir ki; Allah yolunda bedel gerek..
O yolda sıkıntı gerek..
“Belâ!” derken O, buna taliptir..

Bilir ki O, mücâhiddir..
Ve; insanla Allah arasındaki,
İnsanla İslam arasındaki tüm engelleri kaldırmaya taliptir..

Bilir ki O, aslında hicret;
Onu şeytandan Allah’a taşıyan herşeydir..

Bilir ki; Sabaha en yakın an; şafak sökmeden az öncedir.. Ve zorluklar, ikiye katlar ulaşılacak olanı..


Ve; Kulun gücünün tükendiği yerde O’nun yardımı elbet yetişecektir imdâdâ..
Ve; sıkıntılar doruk noktasında,
Feryadlar ayyûka çıkmışsa,
Bilir ki O’nun yardımı yakındır..

“Yoksa siz, sizden evvelkilerin hali başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?. Onlara öyle yoksulluklar ve sıkıntılar gelip çattı ve öyle sarsıldılar ki, hatta Peygamber beraberindeki mü’minlerle birlikte: “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyordu.. Bilin ki Allah’ın yardımı muhakkak yakındır.” Bakara//214

“Fitne asrında zorlanan ve sebat eden kimseye,zorluklar nisbetince, eski devrin inanmış 50 kişisinin sevabı verilir.” Kutubu Sitte//Fiten

Var ya şimdi;
Tam zamanı sevdalanmanın..
Yani; aklamanın tüm karaları..
Ötelere yelken açmanın..
İnadına gül yetiştirmenin..
İnadına sevda türküleri söylemenin..
Zincirleri kırmanın..
Zamana meydan okumanın,
Medine’de şahlanmanın..

Yani:
Yürek boyu dirilmenin,
Ve yürekleri diriltmenin..
Ve âşık olmanın O En Güzel’e..
Boyasıyla boyanmanın..
Ve can vermenin TAM SIRASI..

“Ümmetimden bir tâife, kıyamet kopuncaya kadar Hakk yolunda muzaffer olmakta devam edecek, muhalefette bulunanlar, onlara zarar veremeyecektir.” Buhari

Dâima dipdiri,
Hiç eksilmeden,
Hiç tükenmeden “İlla O” diyen,
O yolun sevdalılarına, Allah’ın askerlerine selam olsun..

monaroza


Tarih: 00:41, 24/1/2008 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (13) | Yorum yaz | Bağlantı

Umutluyum yarınlardan...

 

Umutluyum yarınlardan
An bellidir zaman belli
Kaçmam küçük sorunlardan
Dün bellidir devran belli

Ananemiz töremiz var
Dert olmayan neremiz var
Her şeye bir çaremiz var
Kan bellidir, derman belli

Bayrak geçsin elimize
Görün akan selimize
Biz bakarız yolumuza
Yön bellidir mekan belli

Zulmün kökü kazılacak
Yılan çıyan ezilecek
Tarih yine yazılacak
Şan bellidir ferman belli

Biri bize kastı mı var!
Bunun altı üstü mü var!
Türkün başka dostu mu var!
Can bellidir, canan belli

Türkün çoktur beşareti
Hürdür sevmez esareti
Bir gün verir işareti
Han bellidir sultan belli

Mikdatî der geliyoruz
İşi ele alıyoruz
Biz herkesi biliyoruz
Lan bellidir ulan belli

Mikdat Bal

 


Tarih: 05:49, 6/11/2007 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

Temizlik yaptım bugün...

Temizlik yaptım bugün...

Hem de tüm benliğimde
Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim.
Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.
Görmenizi isterdim.
Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış,inanmazsınız.
Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle.
Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını.
Her yere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim.
Atarken kırgınlıklarımı, bakmadım neydi onlar diye.
Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası.
Bakmadım, merak da etmedim.
Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki.
Kıskançlığımı çıkardım.
Meğer ben ne az kıskançmışım.
Çok kolay oldu.
Sevindim.
Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum.
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde.
Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum.
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce.
Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya.
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır,
İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım.
Yerini,toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler.
E... ne de olsa iyi bakmıştım onlara.
Her gün yeni yeni korkular ekleyip,endişelerimle sulamıştım.
Mutluluklarımı, ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an.
Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha ekseydim; almadan verip, beklemeden sevseydim.
Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım, böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı.
Çok zorlandım korkularımla.
Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi.
Kenetlenmişlerdi adeta.
Ama onları da sevgiyle çıkardım. . ve onları yaşamaktan,hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan, pişmanlık duymadan çıkardım. .
Kızsaydım onlara, bağırıp çağırsaydım. yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum.
Temizlik yaptım bugün. .
Bahar temizliği.
Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim. .
Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim. .
Korkusuzlukları ektim alabildiğine...
Saatlerce ektim korkusuzluğu...
Mutluluk ektim, doğallık.
Sonsuzluk...
Bağışlama ektim.
Sevgi ektim her hücreme.
Coşku, heyecan, sessizlik ektim.
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana...
Kabullenme ektim.
Baş eğme değil.
Olduğu gibi kabullenme
...
 

Can Dündar


Tarih: 15:51, 5/11/2007 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Bir ömrün, Kâğida Izdüşümüdür...



BİR ÖMRÜN, KÂĞIDA İZDÜŞÜMÜDÜR...

anlayamayacak kadar küçüktüm
başladığında bu dünya sürgünüm;
günlerin gülsüz ve dikenli ikliminde
gözbebeklerimi kandan çiçekler gibi büyüttüm..
Bedenime arkadaş paslı prangalar,
kürek mahkûmu çocuk ellerim,
düşlerim ateşten deryalar...

`yürü!` dedin
ve başladı yolculuğum.
aynadaki suretimin,
gelmiş ve geçmiş günlerimin,
gelecek ve geçecek günlerimin üzerine
kayıp neslimle birlikte yürüdüm

`gör!` dedin gördüm ömrümü
çocukluğumu gördüm güle oynaya
ilk gençliğim geçti gözümün önünden ağlaya ağlaya...
yelkovanın an be an soldurduğu akrebin kıskacında
ihanet mezarlığına çok dostlar gömdüm..
limansız nice gemiler gördüm;yükü,yalancı sevda..
bulutsuz yağmurlar fısıldadı
aşkın kısır anasının adını kulağıma;
`gönül gözü sürgülü Leyla..`
işte böylece bir gece hüzünler kuşağında
iki cilt arasında şiir'i gördüm..
sevdim şiir'i..
sevmediğim gibi hiçbir isi! ve aramak,`yanmak` için ilk önce!
ve gözlerimi kapadığımda gördüm ki;
bir damlaysa kalbim,Deniz,bu...
sonra...
aşk'ı gördüm ateşi görür gibi.
aşk'ın huyu bozdu mürekkebi;
kabardıkça kabardı kelimeler,
karardıkça karardı alınyazım...
ve yazdıkça yazdıkça yıllarca
bir gün gördüm ki
yazdığım her kelimeyle birlikte KÜL'e dondum...

`git öyleyse!` dedin,
`bir denizin en gizlisine..!`
kendi suskumla orada senin için
benden bir mihrap yonttum...
ne aklı selim, ne bir ışıktı muradım
bekledim SES'ini günlerce gecelerce.
Bu çileyi gütmek için
tüm çölümü yalın ayak, yalın yürek yürüdüm... <******>
Koşturdum durdum aklımı
fikrimin bir ucu Safa bir ucu Merve..
ve `Duy!` dedin bir gün, boşuna beklemedim elbette!
Uyandı uyuyan kalbim gecenin avuçlarında SES'inle..
O Ses ki bekledi Tur ve Hira aylarca, güneşlerce..

`KÜN!` demiştin bir zaman
gülümsemişti Âdem...
ve bir nur yağmıştı Cebrail'le dünyaya
ve Muhammed titremişti `IKRA!!`
inlemişti mağara...
İşte bu iki kelam arası
gecen saniyeler sayısınca
okudum duamı sessizce
tövbemi eklediğim hikâyemi bunca
`bol!` dedin ikiye boldum...
senden önce, senden sonra...
yarısı `kul` şimdi hikâyemin..
aklim ödünç alınmış iki kanadıyla
bir garip pervanenin
uçmakta Adın'a
diğer yarımı bulmak için..
bulmak için aramak bahane
ve aramak, bahane yanmak için..

yandıktan sonra belki adını koyar
diğer yarımın bir tek hece; `NUR`...
ve dilimden bir dua dökülür;

`sonucum ve sebebim sensin
yak ve kendine kat,affet beni Yarabb..
yazacaksa yazsın alnımda mahşer günü,`azadlık`
bilmek yeter bana,duamı kabul ettiğini..
amin
....`


Tarih: 23:11, 3/11/2007 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

İşte geldi şehidim :(((((((((((((((((

İşte geldi şehidim

Acı düştü yüreğime sevenler
Asker anasıydım bende erenler
Acı haber tez duyulur diyenler
Giden geri dönmez imiş öğrendim
Asker yolu bekliyordum, işte geldi şehidim.

Yandı oğul yandı anan yüreği..
Yandı oğul yandı anam yüreğim.

İki gözüm yola düşmüş
Asker yolu beklerim..
Tez gel oğul tez gel (gülüm)
Dayanmıyor yüreğim..

Yandı oğul yandı anan yüreği..
Yandı oğul yandı anam yüreğim..
Tez gel oğul tez gel yandı ciğerim..

Ağıt
Oğul haberini alır almaz, düştüm yola gelirim.
Künyene bakıp için, için eririm...
Seni kara toprak aldı oğul,
Nasıl dayansın bunca acıya yüreğim..
Ağlarım ardından şehidim, şehidim..
Gitti gelmez aslan gibi yiğidim...
Tez gel dedim tez gel oğul yandı ciğerim..
Sen gelmedin oğul.....
Bekle ben sana gelirim, gelirim oğul gelirim


Tarih: 00:55, 22/10/2007 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

Yalnızlık....

YALNZILIK.....

 

bir garip hüzün çöker insana
el ayak çekilince

tek başına kalırsın dünyada
etraf sessizleşince

inan bu ev alışamadı
hiçbir zaman sensizliğe
şimdi sensizlik oturuyor
kalkıp gittiğin yerde

yalnızlığa elbet alışır bedenim
yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim
çok zor gelse bile yaşar öğrenirim
sensizlik benim canımı acıtan

bir derin korku düşer ruhuma
duvarlar seslenince

karanlık oyun oynar aklıma
gölgeler dans edince

inan bana alışamadım
hiçbir zaman sensizliğe
şimdi sensizlik dolaşıyor
çıkıp gittiğin bu evde


Tarih: 22:44, 4/9/2007 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

YaLnızım..

YaLnızım..


AlışıLması qüç,anlaşılması zor bi yaLnızLık benimkisi..

KaLabaLıkLar içinde biLe yaLnız kalır ya insan,

 

ya da içinde o kadar büyük bi acı wardır ki..

 

Ruhun üşür ! AnLatamazsın ki kimseLere..


AnLatsan da anLayabiLirLer mi? Yarana kim,nasıL iLaç olur?

 

Çok öncelerde,biri qeLdi ansızın,kapımı çaldı...

 

Açmadım,açılan bütün kapıLarı yüzüne kapadım !

NasıL biLecektim ki denemeden beni mutluluğa qötüreceğini?


Ewet,denemeyi qöze aldım we açtım tüm kapıLarı daha sonra,yüreğimi,tüm sırLarımı...
GözyaşLarımı siLdi önce.Kanayan yaralarımı iyileştirdi...

 

Hani kuşLara anneLeri önce uçmayı öğretir,herşeyi öğrendiğine inandığı zamanda içqüdüsel olarak bırakır qider ya...
O da qitti herkes qibi...Yarım kaLdım...

AsLında,
Ben hep yarım kaLdım...
Ben hep yaLnız kaLdım...


YaLnızLık bu kadar koymazdı insana..
Her qün biraz daha azalıyorum sanki..

GeceLeri uyku denen şey bana çok uzak !
UykuLarımda kabusLar,karabasanlar..

 Ve yalnızlık en çok başını yastığa koyduğun zaman kendini gösteriyo..

Huzursuzluk... BoşLuk hissi...


En acısı da,bir başkasının yüzüne qülerken,ardından kendi içine akıttığın qözyaşlarını qörmek...
RoL yapmaktan nefret eden ben.. Başkasını üzmemek için qülümsüyorum..

 

İnsanLara qülüyorum,resimlerde qülüyorum !
Bu nasıL bi mantıktır ya ? Gülüyorum,çünkü kendimi bir an önce toparLamam lazım,qülüyorum çünkü sevdikLerimi daha fazla üzmemem Lazım..
Sewdiklerim ya ! Benimde sewdikLerim war eLbet ! AğLadığımda üzüLen,derdimi payLaşan..

ÖyLeyse bu yaLnızLık hissi neden ?

 

alıntı

 

 

Hüzünle Bakar Gözlerim..Hüznü Konuşur Gayrı Dilim..
Kim Anlar ki? Sessizliğe Boğulan Hıçkırıklarımı..
Susmalıyım..Konuşmak Fayda Etmez..Acze Düşerken Hecelerim..
Yaşayan Var mı?Sorsam..Anlatsam Benim Yaşadıklarımı...



Tarih: 23:05, 29/8/2007 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

Sözüm var benim..

Deymeyin kanayan yarama
Merhemi getirecek olana sözüm var benim,

Bu derdi basinda olana,
Dermani saklayana sözüm var benim

Didisme ey nefis ruhumla,
Tahti yare verecegimden sözüm var benim,

Yüzümü karaya calana,
Gecmise sille vuracagima sözüm var benim

Söyleyin azraile almasin canimi,
Ömrüm bitemden tövbeye sözüm var benim

Ey can cikma sakin zamansiz,
Sen bu tendeyken ruhuma sözüm var benim

Kuranda sahit oldum ben,
ALLAH c.c a yaklasmaya vesilem var benim

Ey ölüm gec gel,
Senden önce edecek tövbelerim
ALLAH c.cdostuna sözüm var benim

Sözümde olmasa neyim var benim...

iktibas


Tarih: 12:19, 22/8/2007 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Görmeyi okadar özledim ki....

Görmeyi okadar özledim ki....

Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın
gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka
koltukta tek başına oturan çocuğa:


- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını
arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.

Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz
gerekiyor herhalde.

Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş
ister istemez.
Çocuk:
-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş.
Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.

- iyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan
gelmediği ne malûm?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk.
Üstelik,
manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız,
fırından
yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir
kağıt para çıkartıp teşekkür ederken farketmiş onun gözlerinin görmedigini.

Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış,
adamın kendisini farkettiğini.

Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken - Üç yil önce bir kaza
geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim
ki.
Sizinkiler sağlam öyle değil mi?
Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi
gördüğündür


www.vaktileyl.com


Tarih: 12:15, 22/8/2007 Kategori: Edebiyat ve Siir_
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
Yahoo bot last visit powered by MyPagerank.Net
<- Sonraki Sayfa ->